Anasayfa › Blog › Stok Yönetimi
Ölü Stok Nedir, Nasıl Azaltılır?
Ölü stok ile yavaş hareket eden stoğun sınırı, yaşlandırma tablosu, devir hızının yanıltıcı olduğu nokta, elde tutma maliyeti ve tasfiye kararı.
Stok Yönetimi · 14 dk okuma

Depoda herkesin bildiği ama kimsenin sahiplenmediği bir bölge vardır: yıllardır yerinden kımıldamayan paletler, üzeri tozlanmış kolilerin durduğu koridor sonu, “bir gün lazım olur” diye tutulan yedek parça rafı. Bu stok satın alınmıştır, parası ödenmiştir, yer kaplar, sayılır, sigortalanır ve raporlarda varlık olarak görünür. Tek yapmadığı şey satılmaktır.
Ölü stok tartışmasının çoğu, bu malın ne kadar olduğu üzerine değil, hangi malın ölü sayılacağı üzerine döner. Tanım netleşmeden ne ölçüm yapılabilir ne de karar alınabilir; çünkü aynı listeye bakan satın alma “hâlâ satılır”, satış “elimizde kalmış”, finans “bağlanmış sermaye” der.
Aşağıda önce bu tanımı kurallara bağlıyoruz, sonra ölçüm yöntemini, oluşma nedenlerini, gerçek maliyetini ve tasfiye kararını sırayla ele alıyoruz.
Ölü stok nedir ve neden tek bir tanımı yoktur
Ölü stok, belirlenen bir süre boyunca hiç hareket görmemiş ve öngörülebilir gelecekte de talep beklenmeyen stoktur. Tanımdaki iki bileşen birbirinden ayrı düşünülmelidir:
- Geçmiş hareketsizlik ölçülebilir bir gerçektir; sistemden çıkarılır.
- Gelecek talep beklentisi bir yargıdır; ürün yönetimi ve satışın katkısı olmadan belirlenemez.
Yalnızca hareketsizliğe bakan bir tanım, mevsimlik ürünü, proje stoğunu ve yedek parçayı da ölü stok listesine yazar. Yalnızca beklentiye bakan bir tanım ise hiçbir şeyi ölü stok saymaz; çünkü her ürünün bir savunucusu vardır. Sağlıklı tanım ikisini birleştirir ve ürün grubuna göre farklılaşır.
Yavaş hareket eden stok nerede biter, ölü stok nerede başlar
Aradaki fark süre değil, eğridir. Yavaş hareket eden ürün az ama düzenli çıkar; talebi seyrektir, yok değildir. Ölü stokta ise hareket tamamen durmuştur veya son hareketler yalnızca depo içi transferlerden ibarettir.
Bu ayrımı yaparken sık yapılan bir hata, depo içi hareketleri çıkış saymaktır. Lokasyon değişikliği, konsolidasyon ve sayım düzeltmesi kaydı, ürünü “hareket görmüş” gösterir ve ölü stok listesinden düşürür. Yaşlandırma analizi yalnızca gerçek çıkış hareketleri üzerinden kurulmalıdır.
Yavaş hareket eden stok
- Seyrek ama tekrar eden çıkış var
- Talep tahmini yapılabilir, güven aralığı geniştir
- Karar: sipariş miktarı ve emniyet stoğu yeniden hesaplanır
Ölü stok
- Gerçek çıkış hareketi yok
- Talep beklentisi ürün yönetimi tarafından da savunulamıyor
- Karar: elde tutmak değil, çıkış yolu seçmek
Eşik nasıl belirlenir: ürün grubuna göre farklılaşan kural
“12 ay hareket görmeyen stok ölü stoktur” gibi tek bir kural, karışık ürün gamı olan hiçbir depoda doğru çalışmaz. Eşik, ürünün tedarik süresi, raf ömrü, talep sıklığı ve ikame edilebilirliğiyle birlikte belirlenir.
| Ürün tipi | Eşiği belirleyen asıl değişken | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Hızlı tüketim / kısa raf ömrü | Raf ömrünün kalan kısmı | Hareketsizlik süresi değil, son kullanma tarihine kalan süre kritiktir |
| Mevsimlik ürün | Bir sezon döngüsünün tamamlanması | Sezon içinde ölçüm yapılırsa tüm stok ölü görünür |
| Yedek parça / servis stoğu | Desteklenen ürünün sahadaki ömrü | Yıllarca hareketsiz kalması normal olabilir; kriter ana ürünün desteklenip desteklenmediğidir |
| Proje veya müşteriye özel stok | İlgili projenin durumu | Proje kapandıysa stok aynı gün ölü stoktur; süre beklemeye gerek yoktur |
| Standart ticari mal | Tedarik süresi ve talep sıklığı | Tedarik süresinin birkaç katı kadar hareketsizlik anlamlı bir sinyaldir |
Eşik kararı bir defalık alınmaz. Yılda en az bir kez, ürün gamı ve tedarik koşulları değiştikçe gözden geçirilir. Eşiği belirleyen kişi ile ölü stoğun sorumluluğunu taşıyan kişi farklıysa, listenin hiçbir zaman kapanmadığını görürsünüz.
Stok yaşlandırma tablosu nasıl kurulur
Yaşlandırma (aging) analizi, stoğu son çıkış tarihine göre bantlara ayırır. Kurulumu basittir ama üç ayrıntı sonucu tamamen değiştirir:
- Tarih kaynağı: Bant hesabı “son çıkış tarihi” üzerinden yapılır, “giriş tarihi” üzerinden değil. Giriş tarihi, sürekli yenilenen bir stokta yanıltır.
- Parti bazlı mı, kalem bazlı mı: Raf ömrü olan üründe yaşlandırma parti (lot) bazında yapılmalıdır. Kalem bazında bakıldığında, eski partiler yeni girişlerin arkasına saklanır.
- Değer mi adet mi: Bantlar hem adet hem tutar olarak raporlanır. Adet olarak küçük, tutar olarak büyük bir bant, en öncelikli müdahale alanıdır.
Bantların sayısı kararı basitleştirmelidir, süslemek için çoğaltılmamalıdır. Çoğu depoda 0–3 ay, 3–6 ay, 6–12 ay, 12–24 ay ve 24 ay üzeri şeklinde beş bant karar almaya yeter.
Devir hızı ölü stoğu neden tek başına göstermez
Stok devir hızı, toplam stoğun yılda kaç kez döndüğünü söyler. Bu bir ortalamadır ve ortalamanın doğası gereği, hızlı dönen ürünler yavaşları gizler. Devir hızı 8 olan bir depoda stoğun beşte biri hiç hareket etmiyor olabilir; toplam rakam bunu göstermez.
Devir hızını ölü stok teşhisinde kullanmanın doğru yolu, onu tek bir sayı olmaktan çıkarmaktır:
- Devir hızını ürün grubu ve ABC sınıfı bazında ayrı hesaplayın; toplam devir hızı yalnızca finansal bir göstergedir.
- Devir hızı düşük grupları yaşlandırma tablosuyla çakıştırın. Kesişen kümedeki ürünler ölü stok adayıdır.
- Devir hızındaki düşüşün nedenine bakın: satış mı yavaşladı, yoksa sipariş miktarı mı büyüdü? İkisi aynı göstergeyi aynı yönde hareket ettirir ama farklı müdahale gerektirir.
Ortalama stok ve satılan malın maliyeti üzerinden devir hızını hesaplayıp, gruplar arasındaki farkı karşılaştırabilirsiniz.
Ürün gamını değer sınıflarına ayırmadıysanız, önce o adımı tamamlamak gerekir; ABC analizi ve doğru stoklama yazısı bu tarafı ele alıyor.
Ölü stok nerede üretilir: dört kaynak
Ölü stok depoda bulunur ama depoda oluşmaz. Kaynağı neredeyse her zaman deponun dışındaki bir karardır.
| Kaynak | Tipik karar | Erken uyarı sinyali |
|---|---|---|
| Satın alma | Miktar iskontosu için ihtiyacın çok üzerinde sipariş | Sipariş miktarının ortalama aylık çıkışa oranının sürekli büyümesi |
| Talep tahmini | Lansman veya kampanya beklentisiyle önden yığma | İlk 8–12 haftada gerçekleşen satışın tahminin belirgin biçimde altında kalması |
| Ürün yönetimi | Yeni versiyon çıkarken eski versiyonun çıkış planının yapılmaması | Aynı işlevi gören iki kodun aynı anda stokta durması |
| Operasyon | Hasarlı, etiketi bozulmuş veya karışmış malın kenara ayrılıp unutulması | Bloke/karantina alanının hiç boşalmaması |
Bu tablo, ölü stok listesinin kime gönderileceğini de belirler. Liste yalnızca depo müdürüne gidiyorsa, listeyi üreten kararların hiçbiri değişmez.
Görünmeyen maliyet: sermaye, alan, elleçleme, risk
Ölü stoğun maliyeti çoğu şirkette yalnızca bir kalemle konuşulur: “parası zaten ödendi, duruyor işte.” Oysa elde tutma maliyeti ödeme anında bitmez, her gün birikir.
- Bağlanan sermaye: Aynı tutar başka bir üründe dönseydi elde edilecek getiri, ölü stoğun sessiz faturasıdır.
- Alan: Ölü stok, deponun en pahalı kaynağını tüketir. Doluluk arttıkça yerleştirme ve toplama mesafeleri uzar; kapasite ihtiyacı yatırım gerekçesine dönüşür.
- Elleçleme: Hareket etmeyen mal da taşınır: konsolidasyon, sayım, temizlik, yer açma. Çıkış üretmeyen her dokunuş net maliyettir.
- Risk ve değer kaybı: Raf ömrü, moda, teknoloji ve ambalaj değişimi stoğun değerini zamanla aşağı çeker. Karar geciktikçe elde kalan tasfiye seçenekleri de daralır.
Örnek senaryo: Ölü stok değerinin 400.000 TL olduğu bir depoda, yıllık elde tutma maliyetini sermaye, alan, elleçleme ve risk kalemleriyle birlikte %22 kabul edelim. Bu durumda hiçbir şey yapılmadan geçen her yıl yaklaşık 88.000 TL maliyet doğar. Aynı stoğun bugün %40 değer kaybıyla tasfiye edilmesi 160.000 TL kayıp demektir; iki yıl daha beklenmesi ise hem 176.000 TL elde tutma maliyeti hem de muhtemelen daha düşük bir tasfiye değeri anlamına gelir. Buradaki oranlar örnek amaçlıdır; her işletme kendi sermaye maliyetini, alan maliyetini ve değer kaybı hızını kendi verisiyle hesaplamalıdır.
Ölü stok nedeniyle alan sıkışması yaşıyorsanız, sorun genellikle depo büyüklüğünde değil stok bileşimindedir; depom yetmiyor sayfası bu ayrımı teşhis sırasıyla ele alıyor.
Palet/raf ihtiyacını ve alan gereksinimini hesaplayarak, ölü stoğun serbest bırakacağı kapasiteyi somutlaştırabilirsiniz.
Tasfiye kararı: hangi koşulda hangi yol
Ölü stok listesi çıktıktan sonraki en yaygın hata, tüm listeye aynı muameleyi yapmaktır: ya hepsine indirim uygulanır ya da hepsi “biraz daha bekleyelim” diye ertelenir. Oysa karar iki değişkenle netleşir: ürünün gelecekte talep görme ihtimali ve elde tutmanın işletmeye maliyeti.

Matristeki dört bölgenin sahadaki karşılıkları şöyledir:
- Talep var, elde tutma ucuz: Stok tasfiye edilmez. Yapılacak iş sipariş noktası ve emniyet stoğunu yeniden hesaplamak, bir daha bu büyüklükte birikmesini engellemektir.
- Talep var, elde tutma pahalı: Ürün doğru yerde değildir. Önce transfer, kanal değişimi veya daha küçük partilerle besleme denenir; tasfiye son seçenektir.
- Talep yok, elde tutma ucuz: Zaman baskısı düşüktür. Kontrollü tasfiye yapılır: paket satış, tamamlayıcı ürünle birlikte sunum, kurumsal alıcıya toplu teklif.
- Talep yok, elde tutma pahalı: Karar ertelenemez. Sözleşmeye bağlı iade hakkı, toplu satış ve son aşamada imha sırasıyla değerlendirilir; bekleme her ay net kayıp üretir.
İndirim ve kampanya kararının sınırı
İndirim, ölü stoğun en hızlı ama en çok yanlış kullanılan çıkış yoludur. Üç sınırı vardır:
- Kanibalizasyon: İndirimli eski ürün, tam fiyatlı yeni ürünün satışını yiyorsa toplam kârlılık düşer. Kampanya, mümkünse farklı bir kanalda veya farklı bir müşteri segmentinde yapılır.
- Fiyat beklentisi: Düzenli tekrarlayan tasfiye kampanyaları müşteriyi indirim beklemeye alıştırır. Tasfiye kampanyası, rutin bir satış aracı değil, istisnai bir düzeltmedir.
- Paketleme ve maliyet: Ürünü setleyerek veya tamamlayıcı ürünle birlikte satmak ek elleçleme ve ambalaj maliyeti doğurur. Bu maliyet, elde edilen tahsilattan büyükse karar yanlıştır.
Tasfiye fiyatı belirlenirken referans alınması gereken şey ürünün alış maliyeti değil, bugünkü elden çıkarma değeridir. Alış maliyetine bağlı kalan bir fiyatlama, çoğu ölü stok kaleminde hiçbir zaman satış üretmez; stok yalnızca daha da yaşlanır.
Transfer, kanal değişimi ve tedarikçiye iade
Bir ürün bir lokasyonda ölü, başka bir lokasyonda hareketli olabilir. Çok depolu veya çok kanallı yapılarda ilk bakılacak yer budur; çünkü transfer, değer kaybı yaratmayan tek tasfiye yoludur.
| Yol | Hangi koşulda değerlendirilir | Kritik nokta |
|---|---|---|
| Depolar arası transfer | Aynı ürün başka lokasyonda düzenli çıkış üretiyorsa | Transfer maliyeti, elde tutma maliyetinden düşük olmalı |
| Kanal değişimi | Perakende kanalında durgun, toptan veya kurumsal kanalda alıcısı olan ürün | Fiyat politikasının kanallar arası tutarlılığı korunmalı |
| Tedarikçiye iade | Sözleşmede iade veya değişim hakkı varsa | Hak çoğu zaman süreye bağlıdır; süre geçtikten sonra fark edilirse kullanılamaz |
| Toplu satış / ikinci el alıcı | Ürün işlevsel ama ana kanalda satılamıyorsa | Marka ve garanti tarafının önceden netleştirilmesi gerekir |
Tedarikçi sözleşmelerindeki iade, değişim ve konsinye maddeleri çoğu işletmede satın alma dosyasında kalır ve stok tarafında hiç kullanılmaz. Ölü stok listesi çıktığında ilk kontrol edilecek belge budur.
İmha kararı ne zaman doğru karardır
İmha veya hurdaya ayırma, kâğıt üzerinde en acı verici seçenektir; çünkü kaybı görünür kılar. Ancak bekletmek kaybı yok etmez, yalnızca ertelenmiş ve büyümüş biçimde tutar. İmha kararı şu koşullarda savunulabilir:
- Ürün yasal olarak satılamaz durumdaysa (raf ömrü dolmuş, mevzuat değişmiş)
- Onarım veya yeniden paketleme maliyeti, elde edilebilecek satış tutarını aşıyorsa
- Kapladığı alanın serbest kalması, elde tutmaya devam etmekten daha fazla değer üretiyorsa
- Ürünün piyasaya düşük fiyatla girmesi marka açısından daha büyük zarar doğuracaksa
Stokların değer düşüklüğü ve net gerçekleşebilir değer üzerinden ölçülmesine ilişkin muhasebe çerçevesi, Kamu Gözetimi Kurumu tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartları’nın stoklar bölümünde tanımlıdır.
İmha kararının muhasebe boyutu ayrıca planlanmalıdır: değer düşüklüğü karşılığının ne zaman ayrılacağı, hangi belgelerin gerektiği ve kaydın hangi döneme yansıyacağı önceden netleşmezse karar operasyonda alınır, kayıtta askıda kalır.
Ölü stoğun yeniden oluşmasını engellemek
Tasfiye edilen ölü stok, aynı kararlar sürdüğü sürece birkaç yıl içinde yeniden birikir. Kalıcı etki için üç noktaya müdahale edilmesi gerekir:
- Yeni ürün girişinde çıkış planı: Bir ürün stoğa alınırken, ikame edeceği ürünün tükenme planı da aynı kararla belirlenir. Bu yapılmadığında eski ve yeni versiyon yan yana yaşlanır.
- Sipariş miktarı disiplini: Miktar iskontosu, elde tutma maliyetiyle birlikte değerlendirilmeden kabul edilmez. İskonto kazancı çoğu zaman ilk yılın elde tutma maliyetinden küçüktür.
- Düzenli gözden geçirme: Yaşlandırma raporu, satın alma, satış, ürün yönetimi ve finansın birlikte baktığı sabit bir gündem maddesi haline gelir. Yılda bir kez bakılan bir rapor, karar değil arşiv üretir.
Stok kayıtlarının güvenilirliği düşükse bu çalışmaların hiçbiri sağlam bir zemine oturmaz; hareketsiz görünen stoğun bir kısmı aslında kayıt hatasıdır. Kayıt doğruluğunu ölçmek için depo sayımı ve fark analizi yazısındaki yöntem işinize yarayacaktır.
Ölü stoğun sermaye ve maliyet tarafı işletmenizde öne çıkıyorsa, maliyetlerim yüksek sayfası maliyet kalemlerini ayrıştırma sırasını gösteriyor.
Optima ölü stoğa nasıl bakar
Bir işletmede ölü stok çalışmasına başlarken ilk istediğimiz şey stok listesi değildir. Önce şunu sorarız: bu listeyi kim, hangi kuralla, hangi tarih alanı üzerinden üretiyor ve çıktığında kime gidiyor? Çoğu zaman listenin kendisi tartışmalıdır ve tartışmalı bir liste üzerinden alınan tasfiye kararları uygulanmaz.
Ardından ölü stoğu tek bir yığın olmaktan çıkarırız: talep beklentisi, elde tutma maliyeti, sözleşmeye bağlı iade hakkı ve alternatif kanal bilgisiyle bölümlere ayrılır. Her bölümün kendi çıkış yolu ve kendi sorumlusu olur. Sonuç bazen “bu stok tasfiye edilmemeli, sipariş politikası düzeltilmeli” da olabilir; çünkü yanlış olan stok değil, onu yaratan karardır.
Bu çalışmalar stok yönetimi danışmanlığı kapsamında, satın alma ve planlama tarafıyla birlikte yürütülür.
Yaşlandırma tablonuzu ve devir hızı dağılımınızı birlikte çıkaralım; hangi stoğun tasfiye edilmesi, hangisinin sipariş politikasıyla düzeltilmesi gerektiğini birlikte görelim.
Devamı
Diğer yazılar

Depoda ABC Analizi ve Ürün Yerleşimi
ABC analizini stok değerine göre yapıp depo yerleşimine uygulamak en yaygın hatadır. Doğrusu: toplama satırı sayısına göre sınıflandırma.
9 dk okuma
Depo Sayımı Nasıl Yapılır? Yöntemler ve Fark Analizi
Tam sayım, döngüsel sayım, lokasyon bazlı ve kör sayım yöntemleri; sayım farkı analizi ve WMS kaydı ile fiziksel stok uyuşmazlığının kök nedenleri.
18 dk okumaProjenizi Değerlendirelim
Operasyonunuzda nerede kayıp olduğunu birlikte bulalım
Yazıdaki yöntemleri kendi deponuza uyarlamak için sahada birlikte çalışalım.
